28 Şubat 2013 Perşembe

Sorumluluklarımız



Uykusuz gecelerimin sorumlusu fotoğraftaki çirkin :) Evimizin yeni üyesi,oğlumuzun adı Jack :) Jackle tanışalı 2 gün oldu ama birbirimize o kadar ısındık ki geceleri ayrı uyuyamıyoruz siz düşünün :)) Kendisi daha minnacık,1.5 aylık olduğundan tabi geceleri yalnız uyuyamıyor.İçinizde köpek sahibi olan arkadaşlarım varsa beni anlıyorlardır :) Daha öncede çok kısa süreli iki kez köpek baktım fakat biri 6 aylık goldendı diğeri daha ufacık bir pitbull yavrusuydu o da bir gecelik kalmıştı.Goldenla 1 hafta beraberdik.Bu yüzden kendimi hiç köpek bakmış biri olarak görmüyorum 2 gündür.Jack saolsun sorumluluk almak nasıl bir şeymiş öğretti :)) Ama öyle bir uyuyuşu var ki anlatamam iki adım gidiyor tekrar yatıyor,yalıyor suratımı,dibimde uyuyor :) Çokta çirkin yaaa. Gece öyle gözümün içine bakıyor zaten gözleri görünmüyor kapkara :)) 

Sadece köpek değil tabi aldığımız her canlının sorumluluğu var.Eğitimleri,bakımları,alışma süreleri,büyümeleri gibi bir çok sorumluluğu var.Onların hayatlarına yani onlara saygı duymalıyız. Jack 1,5 aylık ve 2 gündür bizimle olduğu için geceleri yalnız uyuyamıyor,bu yüzden uykumdan biraz feragat edip ağladığında ona dokunuyorum,seviyorum.Bunun dışında tuvalet eğitimlerine başladık,aşılarımız,kontrollerimiz var takip etmemiz gereken,ona zaman ayırmak... gibi.Yani tıpkı bir çocuk gibi bakmak gerekiyor.İnsanlar genelde sevimli oldukları için alıyorlar hayvanları fakat sonra bakamayınca,sorumluluk alamayınca geri veriyorlar ya da bakmıyorlar.Hatta bazen arkadaşlarımıza hediye olarak alıyoruz ve onlara çok büyük bir sorumluluk hediye etmiş oluyoruz istemeden.


Bugünün mesajı ; aldığımız hayvanların sorumluluklarıyla birlikte aldığımızı lütfen unutmayalım.Onlara ve yaşamlarına saygı duyalım.


Sevgilerle

18 Şubat 2013 Pazartesi

Tükenenler Tükenmesin



Hayatımız "bir varmış bir yokmuş" diye masallarla başlar ilk önce ve sonra su gibi akıp gider.Ne zaman bebektik çocuk olduk,ne zaman çocuktuk genç olduk,ne zaman gençken yetişkin olduk ve ne zaman yetişkinlikten yaşlılığa doğru gitti hayatımız anlamayız.

Bu fotoğraf benim içimi ısıtıyor,heycanlanıyorum.Size neler hissettiriyor ? Bana çocukluğumuzun vermiş olduğu masumiyeti en derinden hissettiriyor.

Ben 86lıyım fakat 90ların tadını hiç unutmadım ve inanın hiçbir şeye değişmem.Bizim çocukluğumuz tühtühlerle,meşelerle,sapanlarla,ip atlamayla,sek sek oynamakla ve en güzelide bayramda kapı kapı dolaşarak şeker ve para toplamakla geçti (Buarada ben çocukken erkek gibi olduğumdan bu oyunları oynardım :)).Ya şimdi? Çocukların sek sekten,ipten,tühtühten,sapandan,meşeden haberleri yok ki ellerinde bir telefon ya da bilgisayar ve yitip giden çocuklukları var.Benim kendime ait bilgisayarım 19-20 yaşımda oldu ama durumumuz olmadığından değil ihtiyacım olmadığından alınmadı.Çünkü bilgisayarda yapabileceklerimi internet kafelere gidip ya da babamın bilgisayarından hallediyordum.Şuan her çocuğun evinde bilgisayar var ve sanki olmak zorundaymış gibi öğretmenleri internetten araştırma ödevleri veriyorlar.Biz o zamanlar araştırma ödevlerimizi ansiklopedilerden yapardık ya da farklı kitaplardan.Teknoloji düşmanı bir insan kesinlikle değilim ama bu hızlı tüketime gerçekten karşıyım.O kadar çok şey kayıp gidiyor ki ellerimizin arasından sonumuzu göremez olduk artık.Bu da beni çok korkutuyor.

Tükketiğimiz keşke sadece bunlardan ibaret olsa.Sevgiyi tükettik.Eskiden birini severseniz o kişiye açılasıya kadar zaten aylar geçermiş,bakışmalar olurmuş,öyle sevginizi açık açık yaşamak falan yokmuş.Ama şimdi anında sevgi-li olup çok kısa sürede tüketiliyor ve ne sevgiler gerçek oluyor ne de sevgi-liler.İlişkiler zaten laçka olmuş bunu söylemek bile istemiyorum.O kadar çabuk tüketiyoruz ki herşeyi.Sevgiyi,saygıyı,hoşgörüyü,insanlığımızı ve çocukluğumuzu...Herşey elimizin altında o yüzden değerlerimizi unutuyoruz.

Bugün diyoruz ki : "Tüketmeyelim hiçbir şeyi,özellikle sevgiyi."



SEVGİYLE KALIN

12 Şubat 2013 Salı

Yağmur




Yağmur bir yağmaya başladı çizgisini bozmadan 4 gündür yağmaya devam ediyor.Yağmur berekettir,iyidir,hoştur tabi ama ya evsiz olanlar,dışarıda kalanlar...

Hazır yağmurda yağıyor dedim ki adamımla tatil gününü dışarıda geçirelim,yağmur bünyemize azıcık romantizm katar diyerekten :) Oturduk bir kafeye birşeyler içtik,gazetemizi okuduk.Biz karı koca çevreye bakıp insan analizi yapmayı seven tipleriz :) İnsanlar çeşit çeşit evet kabul ama bu kibir niye??? Mesela geçen gün sabah dolmuşa bindim,işe gidiyorum.Yaşlı bir teyze bindi bende görünce yer verdim ve kapının yanında tahtadan oturmak için yapılan bir yer vardı ve bende oraya oturdum.Yaşlı teyzed baa merhametli gözlerle baktı sanırım böyle bir durumla çok fazla karşılaşmadı.Daha sonra benim oturduğum yerde bir kişilik daha yer vardı,bir kız bindi ve şoför "bayan oraya oturun isterseniz" dedi ve kız da "oturamam orası ıslaaak" dedi.Şoförde bir bez uzattı bende yakın olduğum için elinden aldım ve silip şoföre geri verdim.Dolmuştaki insanların bana bakışı acayipti,yaşlı teyzede "ah kızım ne kadarda alçak gönüllüsün" dedi.Bu durum beni çok şaşırttı.Çünkü tek yaptığım şey yer verip,ıslak yeri silmekti.Bu çok şaşırılacak bir durum değil aslında buna şaşırılması beni şaşırttı.Artık insanların çoğu insanlığı unutmuş,hep başka şeylerin derdinden insanlığın gerçekten ne olduğunu unutmuşlar.İnsanlık nedir? Alcak gönüllü,hoşgörülü,mütevazi,sevgi dolu,yardımsever ...vs olmaktır.Niye bunların birazını görünce bu kadar şaşırıyoruz?İnsanlığın aslı bu değil midir zaten? Türü tükenmeye yüz tutmuş birşey gibi bakıyoruz insanlık namına yapılan şeyler görünce.Nereye gidersem gideyim çevremi inceliyorum ve genelde görüyorum ki insanlar o kadar boş şeyler için yaşıyorlar ki bunu görmek çok üzücü.Bakıyorum insanlar kıyafetleriyle,arabalarıyla ya da olmadıkları gibi görünmeleriyle yaşıyorlar. Hadi gençleri bir derece anlıyorum gençlik diyip belki bir derece geçilebilir ama ya yetişkinler,onları nasıl geçicez??? Bunun dışında bir de toplum olarak hoşgörüyü,saygıyı,mütevaziliği kısacası insanlığı unutmaya yüz tutmuşuz.Mesela insanlar trafikte sabırsız ve hoşgörüden uzaklar,gençler yaşlılara yer vermemek için neredeyse kafalarını gömecekler...vs Mesela o "ıslak orası oturmam ben" diyen kızın kibiri gibi.


Yağan yağmur da sessizce silse bizim kibirimizi ve akıp giden kibirimizden geriye kalsa saf insanlığımız.


SEVGİLER

6 Şubat 2013 Çarşamba

İsyeannnn !!!


Evli veya evlenmek üzere olan bayanlara sesleniyorum bugün :)

        Bir varmış bir yokmuş,günlerden bir gün bayanlar bekledikleri,hayalindeki erkeklerle tanışıyorlarmış.Çok güzel zamanlar geçiriyorlarmış,hele hele ilk bir kaç ay ayakları yerden kesiliyormuş.O çok güzel geçen aylardan sonra (ya da yıllardan sonra) evlenmeye karar verip,nişanlanıyorlarmış. Daha sonra evlenesiye kadar yollarına "Nişanlı Çiftimiz" olarak devam ediyorlarmış.Tabi bu süreçte ev eşyaları bakmak,nerde oturacaklarına karar vermek,gelinlik,düğün gibi bir çok sıkıntılı sürece giriyorlarmış.Derken evleniyorlarmış,rüya gibi bir balayından sonra evlerine dönüyorlarmış ve gerçek hayata adım atıyorlarmış.

İşte asıl "İSYEANNN" gerçek hayata adım attıktan sonra başlıyor :)

Balayından döndük gayet sevgi böcüğü modundayız sonra ilk haftalar ailelerin ve akrabağların yemeğe çağırmasından dolayı yemek yapma gibi bir derdim yoktu bir süre,baktım ki davetler bitti hem de tam ilişkimizin ilk yılını doldurduğumuz gün kolları sıvayıp güzel bir sofra hazırladım adamıma.Dışarıda kutlamaktansa evimizde ilişkimizin 1.yılını kutlamayı planladık henüz 2 haftalık evli olan bir çift olarak :) Sofraya mumlar koydum,süslendim,püslendim,bir de güzel bir elbise giydim derken adam gelsi hediyesiyle ve kapıda şık bir görüntüyle karşılaştı tabikiii :)) Neyse yemeklerimizi yedik,sohbet ettik,romantik anlar falan erken gün böyle bitti.Adam ertesi gün geldi ve tabi beklentisi tavan yapmış.Dünkü gibi bir sofra bekledi ama yok,ekmek arası bişeyler yaptım ve kolayla ikram ettim.Ertesi gün makarna yaptım.Ertesi günün ertesi günü yumurta kırdım.Ertesilerin ertesisi hazır çorba yaptım derken bir gün adam "İSYEAANN" etti haklı olarak :) Çünkü evlenmeden önce böyle bir sorunu yoktu hatta sorunu da geçelim çok lezzetli yemekler yediğinden anne ocağını özledi tabi :)) Hadi dedim bu isyeanndan sonra güzel bişeyler yapayım fırında biber dolması en güzel yaptığım yemeklerden biri.Buarada yemek yapmayı bilmediğimi sanmayın sadece üşeniyorum :) Yapıncada güzel yaparım hani :) Ben yemeğimi yaptım adam bayıldı tabiii.Ama gel gelelim bu yemeklerin devamlılığı yok.Hadi yemek konusunu geçtim.Sıra geldi çamaşırlara.Çamaşırların makinaya atılması için birikmesi lazım 1 haftada anca birikiyor.Adam yine isyeannnda neymiş sevdiği gömlekler yıkanmamış daha,neymiş yok yıkansada ütülenmek için zaten 1 hafta daha bekliyorlarmış.Banane arkadaşım kendin ütüle gömleğini dimi,ben senden eşyalarımı ütülemeni bekliyor muyum :) Adamın hakkını yemeyeceğim temizlikte yardım ediyor,yemek yaparken de arada yardım ediyor ama hep benden bekliyor tabi bir de buarada sürekli şikayet modunda orası neden böyle,bu neden orda...vs.En sonunda "İSYEANNN" bayrağını ben aldım tabi elime başladım "sen  beni bu eve hizmetçi diye mi aldın,neden herşeyi ben mi yapmak zorundayım,illa ütüyü,yemeği,temizliği bayanlar mı yapmak zorunda" dedim adam demez mi "Evet" diye ben daha da sinirlendim tabi."Öyle birşey yok efendim.Siz erkekler bunun arkasına sığınıyorsunuz.Yurtdışında ne adamlar var,çocuklarına da bakıyorlar,temizlikte yapıyorlar,alışverişte yapıyorlar"dedim ve işte beklenen standart cevap "Burası Türkiye ama." dedi benim adam ve ben pes ettim :)

Beyler,bayanlar hayatımız boyunca zaman zaman İSYEAANN dönemimiz muhakkak olucak ama bunlar hayatımızın tuzu biberi önemli olan bu isyeann dönemini hoş görüyle atlatmak.



HOŞÇA KALIN
SEVGİLER.

3 Şubat 2013 Pazar

Keyif

 
 
 
 
Gününüz aydın olsun efendim :) Cumartesi ve Pazar günlerinin günlük güneşlik olması ayrıca bir keyif veriyor insana değil mi.Ben Pazarları genelde 12-1 arasında kalkıyorum nasıl olsa benim adam çalışıyor diye :) Kalkıyorum kahvaltılık bişeyler almak için dışarı çıkıyorum biraz turladıktan sonra evin yolunu tutuyorum.Eve gelince kahvaltı soframı hazırlıyorum televizyonun karşısına geçiyorum,köşeme kuruluyorum  ve işteee en büyük keyfim...
 
 
 
 


Avrupa Yakası :)  Evet en büyük keyfim Avrupa Yakasını izlemek :)

Aranızda Pazar gününü çok sevenler olabilir ama ben hiç sevmiyorum.Çünkü hem benim adam çalışıyor hem de ertesi günü iş günü.Ama Avrupa yakasını kahvaltı yaparken izlemek kadar keyif verici bir şey yok.

Genelde Pazar günleri insanlar dışarı çıkar,gezerler,alışveriş yaparlar.Ama benn saat 12-1e kadar uyuyan biriyim hatta benim herif beni aramasa uyanmam 2yi bulur sanırım.Uyumayı o kadar çok seviyorum ki o yataktan kalkasım gelmiyor :) Kısacası miskin mi miskin bir tipim.Adam ise tam tersine Cumartesi tatil günlerinde bile en geç 10-10 buçuk gibi kalkıyor.Bir de Cuma akşamları diyor ki "yarın uyuyalım anasını satayım" ben de büyük bir sevinçle "oluuurrr" diyorum sonra gelen cümle "10 buçukta kalkarız" ve bende oluşan büyük bir hüsran :( Ama acısının Pazar günleri çıkarıyorum :)) Adam 10 buçuk gibi mesaj atıyor baktı ses yok 12 buçuk 1e doğru arıyor yoksa biliyor ki yataktan kazıyarak kaldırıcak beni :) Zaten kalkıyorum kahvaltı yapasıya kadar benim adam işten gelmiş oluyor.Adam ilk zamanlar benden bekliyordu ki Pazar günleri o yokken temizlik yaparım,geldiğinde yemekler hazır olur falan tabi o biraz yalan oldu :)) Çünkü Cuma akşamı temizliğimi yapıyorum,yemek desen adam geldiğinde soruyorum ne yer ona göre bişeyler yapıyorum.Tabi 4 ay geçince adam alıştı buna daha doğrusu bana :))) Bu Pazar gününde zamanınızdan fazla çalmadan size şimdiden iyi tatiller :)

Cumartesi ya da Pazar ne fark eder,
Gönüller bir olsun yeter.

Hepinize SEVGİLERRR :))

(Ayy kafiyeli mısralar mı yazdım ben :))) )

1 Şubat 2013 Cuma

Kromozomlar Genler Sarmallar



           Başlığım bilimsel bir yazı okuyacakmışsınız gibi bir hava versin istedim :))

Hepimiz 7-9 ay kadar analarımızın karnındayken asıl başımıza örülüyor hayatımızın çorabı.Nasıl mı? Buyrun :)

Kendimi bilmeye başladığımdan beri annem de babam da hatta ve hatta abim de benden azıcık şikayetçiler.Annem çocukken beni ekmek almaya yolladığında geç dönmemden hep şikayetçiydi :) Bunun sebebi babamın o genini almam diyorum kimseler inanmıyor :)) Babam bir yere gittiğinde erken gelmez ya da yarım saate ordayım der bir buçuk saat sonra gelir.Ama ne zaman ki ben bekleteyim babamı ohoo mesaj yağmurlarına gel :))) Babam çok rahattır,kolay kolay bir şeyi kafasına takmaz.Bişey söylersin tamam der bildiğini okur.Bu genimide babamdan almışım :) Büyüdüm koskoca kız oldum evlendim ya şimdi benim adam da benim bu huyumdan şikayetçi ama diyorum ki " N'apayım babama benzemişim,artık atsan atılmam,satsan satılmam aldın bir kere" :D tabi adam " tamam" der mi demez :)) Abimin annemin genlerini aldığını düşünüyorum :) Neye alındığını anlamazsını ama alınır ve kendinizi suçlu hissedersiniz.Annem de abim de böyle :) Abim çocukken bana bakarmış,annem temizlik yaparken ona yardım edermiş,giysi olarak yada kendi isteklerini söylemezmiş.İşte bunlar benim annemin genleri :) Kız çocuk olmak büyük sıkıntı oldu benim için çünkü beklenti fazla :)) yemek yapmak,temizlik yapmak,düzenli olmak,ev kızı olup dantel örmek...vs bu özellikleri taşımadığımdan şikayet konusu oluyorum tabi :) "Genlerim suçlu ben ne yapabilirim" dedim yıllarca ama dinletemedim.Şimdi sorsan babam benim gibi değil kesinlikle kabul etmiyor :) Diyorum ki "Baba sen de geç kalıyorsun niye ben geç kalınca kızıyorsun". Anne-Baba olmanın avantajlarını kullanıyorlar tabi "Ben keyfimden mi geç kalıyorum çalışyoruz sizin için,işlerimiz uzadı..." diye başlar :) Babam gençliğinde sosyal biriymiş gezermiş,eğlenirmiş,farklı şeyler yapmayı severmiş.Latin dansları kursuna gitmiş ama ben gitmek istiyorum dediğimde al sana yeni bir sorun :) Babam okul konusunda biraz kaytaran bir öğrenciymiş ama dersleri buna rağmen iyiymiş.Bende okul zamanımda böyleydim sınav zamanı biraz derslere bakan,dersi derste dinleyen bir öğrenciydim ve buna rağmen hiç zayıf not almadım.Üniversite hayatımda da azıcık bir uzama oldu bu da lise kısıtlı sosyal yaşantımızdan :)) Şunu da söylemeden geçemicem daha doğrusu sitemimi dile getirmeden geçemicem :)) okul uzatmak ayıp değil insanlar bunu söylemeye utanıyor ya da söyleyince ayıplıyorlar bakışlarıyla.Neden arkadaşım ya ben illa başarılı olmak zorundamıyım her dersimde ya da okul hayatımda.Okul hayatınızdaki başarı sizin ne kadar zeki ya da başarılı biri olduğunuzu kesinlikle göstermez.Bazı insanlar okuma konusunda başarılılardır,masterlarını yaparlar,okurlarda okurlar ve belli yerlere gelirler,bazıları yaratıcıdır,bazılarının ticari zekaları vardır,bazıları çok sosyaldir ve öyle bir yerlere gelirler ...vs Kısa soluklu sitemimizi ettikten sonra devam edelim :) Anneler babalar karakterlerini çocuklarında görmekten pek hoşlanmıyorlar sanırım  :) Tabi şöyle de birşey var çocuklarında gördükleri karakterleri anne babaların biraz daha gelişmiş karakterleri olabiliyor bunu da göz önünde bulundurmak lazım :)

Bugünkü notumuz :) Genlerimizle barışık olalım,çocuklarınızın sizin genlerinizi aldığını hatırlayarak yargılayalım :) Genlerimize sağlık.


SEVGİLER