22 Kasım 2013 Cuma

MASKELİLER ÜLKESİ




                                MASKELİLER ÜLKESİ !!!
 
 
          Maskeliler ülkesinde maskesizseniz eğer yok gibisinizdir. Bu ülkedeki insanlar birbirlerini tanımazlarmış bile ama maskelerinden tanıdıklarını sanıyorlarmış. Ülkede maskesiz gezenleri görmüyorlarmış. Maskesizler ise bu ülkenin kurallarına uymaktansa yok sayılmaya razılarmış...
 
         Çevreme bakıyorum sağım solum önüm arkam maskeli kaynıyor. Ben de maske taksam bu kadar mutsuz olmayacağım belki ama BEN olmayacağım o zaman. Benliğimi kaybetmektense maske takmayıp mutsuz olmayı, haksızlıkların gözüme sokulmasına razıyım. Bu aralar o kadar üst üste geldi ki bu maske takılanlara saygı gösterme konusu yazmadan duramadım :) Gerçekten insanlar bazen beyinlerini tamamen iptal ediyorlar sanırım diyorum. Eğer rol yaparsanız, maske takarsanız gerçekten bütün kapılar size açılıyor bunu ispatlarıyla uzun süredir görüyorum. Gördüklerimin karşısında sinirlenmiyorum hatta sinirden köpürmüyorum desem çoook büyük bir yalan söylemiş olurum. Dürüstlük bu kadar ucuz mu ? Neden değeri yok ?
 
         Karşımdaki insana diyorum ki bak bu kişinin gerçek yüzü bu, bunları yapıyor sende az çok görüyorsundur diyorum. Ama karşımdaki kişi bana öyle bir kızıyor ki kötü ben oluyorum. Karaktersiz, ezik insanlar hatta hiçbir şey yapmayan insanlar nasıl oluyor da olduğundan tam tersi görünüyor şaşıp kalıyorum. Aslında onlara şaşırmıyorum, onlara inananlara şaşırıyorum. Hayatım boyunca bir çok insan çeşidiyle karşılaştım ama bu aralar rastladığım kadar sık maskeli insanlara inanıpta diğerlerine kızan insanlarla karşılaşmamıştım. Ne diyeyim çok şaşırıyorum, çok sinirleniyorum ama gördüm ki, biliyorum ki,anladım kiiiii elimden bir şey gelmiyor gelmicek.... :(
 
 
 
MASKESİZZZ,KÖR OLMAYANNN İNSANLAR DİLİYORUM.
 
SEVGİYLE KALIN !

21 Ekim 2013 Pazartesi

SÜRPRİZZZZ !!!

!!!    SÜRPRİZZZZ   !!!

     Bir süredir yazamadım ama karşınıza ufak bir sürprizle çıkıp kendimi affettirmek istedim :) Dediğim gibi ufak,ufacıcıcık bir sürpriz "bebek" :) 5 aydır kendisinin varlığından haberdarız bakalım gelişmelerimiz nasıl olacak ya da 4 ay sonra beni nasıl bir hayat bekliyor bunları zamanla beraber göreceğiz :) Tabi içinizde anne olan ya da adayı olan arkadaşlarım varsa yorumlarını bekliyorum :)

    Şuan odun bir yapıya sahip anne adayıyım :) Kalp atışlarını duymak beni neden duygulandırmadı anlamadım belki bana bu yüzden tepki göstereniniz aranızda olabilir ama inanın şuan uyuşmuş gibiyim onu gerçekten çok sevmekten başka bir şey hissedemiyorum. Duygulanamıyorum,aşırı sevinemiyorum belki de tam onu hissetmediğimden olsa gerek. Bu ay tekmelerini hissettirdi evlat ama cinsiyetini bir kaç saniyeliğinede olsa geçenlerde gösterdi saolsun :) Kızlar cinsiyet göstermez diyorlardı ama bizim oğlan cinsiyet göstermiyor :) Ve her onu gördüğümde kafası aşağıda popo yukarıda duruyor :) Benim adam biraz enerjik o yüzden elimden geldiğince sakin bir evlat olmasını istediğim için benim adamında hareketlerini istemsiz kısıtlıyorum :) "Televizyonun sesini kısar mısın hayatım?" "O müziğin sesi sanki azıcık açık gibi aşkım" "Gerçekten bir gürültü yumağısın,lütfen sakin ol azıcıkkkkk!!!" :)) diye sitemlerle bu ayımızı sürdürüyoruz.

   Evliliğimiz gibi evladımız da kısa vadede ve üzerine çok düşünmeden oldu :) Benim için bu en iyisiydi yoksa düşündükçe sorumluluklar ve benim adama benzerse korkusu beni bu düşünceden uzaklaştırırdı :) Hamile olduğumu ilk öğrendiğim an zaten saatlerce ben ne yapacağım diye ağlamakla geçti :)) Hatta benim adam bile ne olduğu ilk anlamadı sonra testi görünce sevinse mi benim neden şiddetle ağladığımı mı çözmeye çalışsa şaşırdı ve beni yatıştırdıktan sonra sevinebildi :) Hamile olduğunu öğrenen insanlar ne hissediyor acaba? :) O iki çizgiyi gördüğümde aklıma birikmiş bebek çamaşırları bekleyen kocanın ve bebeğin ütüleri yapılacak yemek temizlik,bebeğin ağlaması,babanın enerjisinin bebekte olması beni bunlar öyle korkuttu ki sonra baktım ki düşünerek hatta ağlayarak demek daha doğru olur :)) ağlayarak hiçbir yere varamıyorum. Ağlasam da bunların değişmeyeceğini düşündüm ama anne olmaya hazır mıyım diye düşündüm derken bu aya geldik :) Sonra anladım ki ben aslında ilk andan beri onu kabullenmişim :) Ama benim gibi öğrenci hayatı yaşamayı seven bir bünyeye bu kadar sorumluluk yığınını düşünmek fazla geldi :) Şimdi her şeyi geçtim kalan 4 ayın çok çabuk geçeceğini düşünüyorum ve 4 ay sonra anne olacağıma hala inanamıyorum :) Bu sefer de aklımda doğum korkuları cirit atıyor :))) HELPP MEE!!! :)))

  NOT : Uzun bir aradan sonra kesintisiz devam ediyoruz beni izlemeye devam edin :)))

SEVGİLER!
    

7 Haziran 2013 Cuma

DİRENEN ÇAPULCULARIZ BİZ !!!



MUHTAÇ OLDUĞUMUZ KUDRET DAMARLARIMIZDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR !!!

                                      M.KEMAL ATATÜRK

         Arkadaşlar 10 gündür olanları sosyal medya aracılığıyla okuyoruz izliyoruz. İlk olarak şunu söylemek istiyorum ki içimizde Akp'li de olabilir Mhp'li de veya diğer partilerden de olabilir. Hangi partiyi desteklediğiniz asla kimseyi ilgilendirmiyor. Önemli olan desteklediğiniz düşünce.

        Ülkemizin 10 gündür yaşamakta olduklarını hem görmek beni çok mutlu etti hem de gödüğüm kötü görüntüler beni çok üzdü hatta çoğu zaman sinirlendirdi. Burada kim haklı kim  haksız konuşması yapacak değilim. Çünkü polislerin de dediği gibi "Direnişçilerin arasında nasıl provokatörler varsa bizim de aramızda psikopat olanlar var maalesef." Evet bu çok doğru bir cümle Akp'li olan bizim düşüncemizi savunan yok mu sanıyorsunuz bence var. Halkın Erdoğan'a destek olup gazına gelen insanların veeee polislerin yanında saldıran insanlara sinirlendiği nokta " Nasıl olur da özgürlüğünüzün elden gitmesine göz göre göre izin verirsiniz,nasıl beyinlerinizin yönlendirilmesine izin verirsiniz." düşüncesidir.

        Kesinlikle şunu söylemezsem rahat edemeyeceğim. Arkadaşlar kesinlikle hiç kimsenin başkasının dini inanışına karışmaya,seçimlerini sorgulamaya hakkı yok. Herkes dini,seçimi kendine. Ayrıcaaaaaa Tayyip ve onun gibi düşünen kim varsa kesinlikle dinle alakalı olduğunu sanmıyorum kesinlikle. Neden mi? Şunlar yüzünden,

- Zorla dine yönlendirmek doğru değildir. Kuranda bu açık ve net yazar zorla olmaz. (Alkol konusunda kısıtlamalar getirerek doğru bişey yaptığınızı sanmayın !!! )

- İnsanları kışkırtarak günaha girdiğinizin farkında mısınız? %50yi evlerinde zor tutuyorum. Bu %50 ne arkadaşım senin zor tutuyorsun neyle zor tutuyorsun tasmayla mı bu nasıl bir konuşma !!! Beni destekleyenleri sakinleştirmeye çalışıyorum de bari ama bu da yalannnnn. Çünkü neyle zor tutuyorsun ANLAMADIK. Televizyondan yayın mı yaptın evinizde durun diye yoksa tek tek telefon mu açtın aman evinizde durun diye yoksa MAKARNA MI DAĞITTIN YİNEE !!!

- İnsanların canına kıydın !!! Öldürdün !!! Allah'ın verdiği canı sen aldırdın !!! Günahların en büyüğü.

- Vatanımızı sattın !!! Hırsızılık yaptın !!! Günahların en büyüğü.

      Daha saymakla bitiremeyeceğim aslında dinimizde günah olan şeylerin bir çoğunu yaptın sen Tayyip. O zaman nasıl oluyor da bu kadar kendinizi dininize düşkün gösteriyorsunuz "Din kardeşlerim" diye sesleniyorsunuz. Hayır sizin bu görüşleriniz,yaptıklarınızın uzaktan yakından dinle alakası yok,olamaz!!!

      Her akşam direnmekten bu kadar mutlu olmak ne güzel bir duygudur. Hepimizin birleşmesi ne güzel bir duygudur. Yardımlaşmak ne güzel bir duygudur. DESTEK olmak ne güzel bir duygudur. ASLINDA BİZLERİ AYIRANIN TAYYİP OLDUĞUNU öğrenmek ne güzel bir duygudur. HER TAKIMIN KARDEŞ OLMASI,HER FARKLI İNANCI OLANIN KARDEŞ OLMASI ne de güzel bir duygudur.
Çoluğumuzla çocuğumuzla,gencimizle,yaşlımızla,Kürdümüzle,Azerimizle,Alevimizle,Sünnimizle,Çerkezimizle,Türkümüzle ve dahasıyla,Galatasayarlımızla,Fenerbahçelimizle,Beşiktaşlımızla,Karşıyakalımızla,Göztepelimizle,Altaylımızla HERŞEYİMİZLE,BÜTÜN OLARAK,BİRLİK OLARAK,KARDEŞ OLARAK,HALK OLARAK KARŞINDAYIZ TAYYİP.

       Sanal medyada okuduklarıma,izlediklerime o kadar gülüyorum ve mutlu oluyorum ki. Gençler ne kadar da yaratıcı, Halk ne kadar da yaratıcı. Bu Direniş bizi o kadar güzel bağladı ki birbirimize, o kadar güzel direniyoruz ki bunlara duyarsız kalmak mümkün değil. Dünya bile gördüklerine duyarsız kalmıyor. Herkes bizi destekliyor. NE MUTLU BİZE !

       Kısıtlı vaktim olduğundan yazımı şuan burada bitirmek durumundayım arkadaşlar bunun için çok üzgünüm. Ama UNUTMAYIN HALK HER ZAMAN KAZANIR !!! Yeter ki her zaman birlik olalım , direnelim !


HEP BİRLİKTE BARIŞ İÇİNDE MUTLU GÜNLERE !!!
SEVGİLERLE...



14 Mayıs 2013 Salı

İKİ HECEYDİ BİR GECE




İKİ HECEYDİ BİR GECE

       Öncelikle uzuuuunnn bir aradan sonra herkese tekrar MERHABAA :) 

       Sadece iki heceden oluşan bir kelime aslında GECE.Ama öyle iki hecede gece deyip geçmeyin.Aşkları,hüzünleri,mutlulukları her duyguyu içinde barındırır gece ya da her duyguyu kamufle mi eder demeliyim geceye ?

       Âlemde gündüz gönlüme işkencedir; 
       Bence bayram ufukta gün bitincedir.

       ....

       Bütün gün beklediğim bahar ki gece, 
       Gökte yıldızların da ümidincedir.


                                                                           Cahit Sıtkı TARANCI       

      Ne güzelde söylemiş Cahit S. Tarancı.Duygularımız gündüzlerin arkasına saklanır adeta.Ne acımızı yaşayabiliriz doya doy, ne de aşkımızın tadını çıkarabiliriz gece olmadan.Gece olur acınızı doya doya yaşarsınız,gece olur gider mehtaba bakar sevgiliyle aşkınızı yaşarsınız,gece olur kimselerin bilmediği hatta sevilenin de bilmediği bütün duygularınızı anlatırsınız geceye,gece olur sevgiliyi düşünerek hayaller kurarsınız yıldızların ışıltısıyla,ayın güzel ışığıyla.Gece ruhunuzu sarhoş eder.Gündüz bastırdığınız duygularınız gece gün yüzüne çıkar,sizi ele alırlar.Dalgaların kıyıya vurduğu gibi sizde gecenin kıyısına vurusunuz duygularınızla.Eğer duygularınızı hala esir tutuyorsanız geceleri,bu yaptığınız en büyük hata olmalı bence.Duygularımızı esir tutacaksak neden yaşıyoruz ki bişeyler hissediyorsak,o hissi yaşamaya neden korkuyoruz.Bırakın acıysa acı yaşayın sonuna kadar,platonik aşıksanız bile bırakın sizde o aşk bitesiye kadar yaşayın ama YAŞAYIN.Esir tutmayın duygularınızı ya da hiç hissetmeyin.

     Sizcede gece gerçekten bütün duyguları içinde barındırıyor mu? Gecenin duygular üstündeki gücü sizce de var mı?



SEVGİLERİMLE :)

Not:  Bırakın geceye duygularınızı aksın,gitsinler.

28 Şubat 2013 Perşembe

Sorumluluklarımız



Uykusuz gecelerimin sorumlusu fotoğraftaki çirkin :) Evimizin yeni üyesi,oğlumuzun adı Jack :) Jackle tanışalı 2 gün oldu ama birbirimize o kadar ısındık ki geceleri ayrı uyuyamıyoruz siz düşünün :)) Kendisi daha minnacık,1.5 aylık olduğundan tabi geceleri yalnız uyuyamıyor.İçinizde köpek sahibi olan arkadaşlarım varsa beni anlıyorlardır :) Daha öncede çok kısa süreli iki kez köpek baktım fakat biri 6 aylık goldendı diğeri daha ufacık bir pitbull yavrusuydu o da bir gecelik kalmıştı.Goldenla 1 hafta beraberdik.Bu yüzden kendimi hiç köpek bakmış biri olarak görmüyorum 2 gündür.Jack saolsun sorumluluk almak nasıl bir şeymiş öğretti :)) Ama öyle bir uyuyuşu var ki anlatamam iki adım gidiyor tekrar yatıyor,yalıyor suratımı,dibimde uyuyor :) Çokta çirkin yaaa. Gece öyle gözümün içine bakıyor zaten gözleri görünmüyor kapkara :)) 

Sadece köpek değil tabi aldığımız her canlının sorumluluğu var.Eğitimleri,bakımları,alışma süreleri,büyümeleri gibi bir çok sorumluluğu var.Onların hayatlarına yani onlara saygı duymalıyız. Jack 1,5 aylık ve 2 gündür bizimle olduğu için geceleri yalnız uyuyamıyor,bu yüzden uykumdan biraz feragat edip ağladığında ona dokunuyorum,seviyorum.Bunun dışında tuvalet eğitimlerine başladık,aşılarımız,kontrollerimiz var takip etmemiz gereken,ona zaman ayırmak... gibi.Yani tıpkı bir çocuk gibi bakmak gerekiyor.İnsanlar genelde sevimli oldukları için alıyorlar hayvanları fakat sonra bakamayınca,sorumluluk alamayınca geri veriyorlar ya da bakmıyorlar.Hatta bazen arkadaşlarımıza hediye olarak alıyoruz ve onlara çok büyük bir sorumluluk hediye etmiş oluyoruz istemeden.


Bugünün mesajı ; aldığımız hayvanların sorumluluklarıyla birlikte aldığımızı lütfen unutmayalım.Onlara ve yaşamlarına saygı duyalım.


Sevgilerle

18 Şubat 2013 Pazartesi

Tükenenler Tükenmesin



Hayatımız "bir varmış bir yokmuş" diye masallarla başlar ilk önce ve sonra su gibi akıp gider.Ne zaman bebektik çocuk olduk,ne zaman çocuktuk genç olduk,ne zaman gençken yetişkin olduk ve ne zaman yetişkinlikten yaşlılığa doğru gitti hayatımız anlamayız.

Bu fotoğraf benim içimi ısıtıyor,heycanlanıyorum.Size neler hissettiriyor ? Bana çocukluğumuzun vermiş olduğu masumiyeti en derinden hissettiriyor.

Ben 86lıyım fakat 90ların tadını hiç unutmadım ve inanın hiçbir şeye değişmem.Bizim çocukluğumuz tühtühlerle,meşelerle,sapanlarla,ip atlamayla,sek sek oynamakla ve en güzelide bayramda kapı kapı dolaşarak şeker ve para toplamakla geçti (Buarada ben çocukken erkek gibi olduğumdan bu oyunları oynardım :)).Ya şimdi? Çocukların sek sekten,ipten,tühtühten,sapandan,meşeden haberleri yok ki ellerinde bir telefon ya da bilgisayar ve yitip giden çocuklukları var.Benim kendime ait bilgisayarım 19-20 yaşımda oldu ama durumumuz olmadığından değil ihtiyacım olmadığından alınmadı.Çünkü bilgisayarda yapabileceklerimi internet kafelere gidip ya da babamın bilgisayarından hallediyordum.Şuan her çocuğun evinde bilgisayar var ve sanki olmak zorundaymış gibi öğretmenleri internetten araştırma ödevleri veriyorlar.Biz o zamanlar araştırma ödevlerimizi ansiklopedilerden yapardık ya da farklı kitaplardan.Teknoloji düşmanı bir insan kesinlikle değilim ama bu hızlı tüketime gerçekten karşıyım.O kadar çok şey kayıp gidiyor ki ellerimizin arasından sonumuzu göremez olduk artık.Bu da beni çok korkutuyor.

Tükketiğimiz keşke sadece bunlardan ibaret olsa.Sevgiyi tükettik.Eskiden birini severseniz o kişiye açılasıya kadar zaten aylar geçermiş,bakışmalar olurmuş,öyle sevginizi açık açık yaşamak falan yokmuş.Ama şimdi anında sevgi-li olup çok kısa sürede tüketiliyor ve ne sevgiler gerçek oluyor ne de sevgi-liler.İlişkiler zaten laçka olmuş bunu söylemek bile istemiyorum.O kadar çabuk tüketiyoruz ki herşeyi.Sevgiyi,saygıyı,hoşgörüyü,insanlığımızı ve çocukluğumuzu...Herşey elimizin altında o yüzden değerlerimizi unutuyoruz.

Bugün diyoruz ki : "Tüketmeyelim hiçbir şeyi,özellikle sevgiyi."



SEVGİYLE KALIN

12 Şubat 2013 Salı

Yağmur




Yağmur bir yağmaya başladı çizgisini bozmadan 4 gündür yağmaya devam ediyor.Yağmur berekettir,iyidir,hoştur tabi ama ya evsiz olanlar,dışarıda kalanlar...

Hazır yağmurda yağıyor dedim ki adamımla tatil gününü dışarıda geçirelim,yağmur bünyemize azıcık romantizm katar diyerekten :) Oturduk bir kafeye birşeyler içtik,gazetemizi okuduk.Biz karı koca çevreye bakıp insan analizi yapmayı seven tipleriz :) İnsanlar çeşit çeşit evet kabul ama bu kibir niye??? Mesela geçen gün sabah dolmuşa bindim,işe gidiyorum.Yaşlı bir teyze bindi bende görünce yer verdim ve kapının yanında tahtadan oturmak için yapılan bir yer vardı ve bende oraya oturdum.Yaşlı teyzed baa merhametli gözlerle baktı sanırım böyle bir durumla çok fazla karşılaşmadı.Daha sonra benim oturduğum yerde bir kişilik daha yer vardı,bir kız bindi ve şoför "bayan oraya oturun isterseniz" dedi ve kız da "oturamam orası ıslaaak" dedi.Şoförde bir bez uzattı bende yakın olduğum için elinden aldım ve silip şoföre geri verdim.Dolmuştaki insanların bana bakışı acayipti,yaşlı teyzede "ah kızım ne kadarda alçak gönüllüsün" dedi.Bu durum beni çok şaşırttı.Çünkü tek yaptığım şey yer verip,ıslak yeri silmekti.Bu çok şaşırılacak bir durum değil aslında buna şaşırılması beni şaşırttı.Artık insanların çoğu insanlığı unutmuş,hep başka şeylerin derdinden insanlığın gerçekten ne olduğunu unutmuşlar.İnsanlık nedir? Alcak gönüllü,hoşgörülü,mütevazi,sevgi dolu,yardımsever ...vs olmaktır.Niye bunların birazını görünce bu kadar şaşırıyoruz?İnsanlığın aslı bu değil midir zaten? Türü tükenmeye yüz tutmuş birşey gibi bakıyoruz insanlık namına yapılan şeyler görünce.Nereye gidersem gideyim çevremi inceliyorum ve genelde görüyorum ki insanlar o kadar boş şeyler için yaşıyorlar ki bunu görmek çok üzücü.Bakıyorum insanlar kıyafetleriyle,arabalarıyla ya da olmadıkları gibi görünmeleriyle yaşıyorlar. Hadi gençleri bir derece anlıyorum gençlik diyip belki bir derece geçilebilir ama ya yetişkinler,onları nasıl geçicez??? Bunun dışında bir de toplum olarak hoşgörüyü,saygıyı,mütevaziliği kısacası insanlığı unutmaya yüz tutmuşuz.Mesela insanlar trafikte sabırsız ve hoşgörüden uzaklar,gençler yaşlılara yer vermemek için neredeyse kafalarını gömecekler...vs Mesela o "ıslak orası oturmam ben" diyen kızın kibiri gibi.


Yağan yağmur da sessizce silse bizim kibirimizi ve akıp giden kibirimizden geriye kalsa saf insanlığımız.


SEVGİLER

6 Şubat 2013 Çarşamba

İsyeannnn !!!


Evli veya evlenmek üzere olan bayanlara sesleniyorum bugün :)

        Bir varmış bir yokmuş,günlerden bir gün bayanlar bekledikleri,hayalindeki erkeklerle tanışıyorlarmış.Çok güzel zamanlar geçiriyorlarmış,hele hele ilk bir kaç ay ayakları yerden kesiliyormuş.O çok güzel geçen aylardan sonra (ya da yıllardan sonra) evlenmeye karar verip,nişanlanıyorlarmış. Daha sonra evlenesiye kadar yollarına "Nişanlı Çiftimiz" olarak devam ediyorlarmış.Tabi bu süreçte ev eşyaları bakmak,nerde oturacaklarına karar vermek,gelinlik,düğün gibi bir çok sıkıntılı sürece giriyorlarmış.Derken evleniyorlarmış,rüya gibi bir balayından sonra evlerine dönüyorlarmış ve gerçek hayata adım atıyorlarmış.

İşte asıl "İSYEANNN" gerçek hayata adım attıktan sonra başlıyor :)

Balayından döndük gayet sevgi böcüğü modundayız sonra ilk haftalar ailelerin ve akrabağların yemeğe çağırmasından dolayı yemek yapma gibi bir derdim yoktu bir süre,baktım ki davetler bitti hem de tam ilişkimizin ilk yılını doldurduğumuz gün kolları sıvayıp güzel bir sofra hazırladım adamıma.Dışarıda kutlamaktansa evimizde ilişkimizin 1.yılını kutlamayı planladık henüz 2 haftalık evli olan bir çift olarak :) Sofraya mumlar koydum,süslendim,püslendim,bir de güzel bir elbise giydim derken adam gelsi hediyesiyle ve kapıda şık bir görüntüyle karşılaştı tabikiii :)) Neyse yemeklerimizi yedik,sohbet ettik,romantik anlar falan erken gün böyle bitti.Adam ertesi gün geldi ve tabi beklentisi tavan yapmış.Dünkü gibi bir sofra bekledi ama yok,ekmek arası bişeyler yaptım ve kolayla ikram ettim.Ertesi gün makarna yaptım.Ertesi günün ertesi günü yumurta kırdım.Ertesilerin ertesisi hazır çorba yaptım derken bir gün adam "İSYEAANN" etti haklı olarak :) Çünkü evlenmeden önce böyle bir sorunu yoktu hatta sorunu da geçelim çok lezzetli yemekler yediğinden anne ocağını özledi tabi :)) Hadi dedim bu isyeanndan sonra güzel bişeyler yapayım fırında biber dolması en güzel yaptığım yemeklerden biri.Buarada yemek yapmayı bilmediğimi sanmayın sadece üşeniyorum :) Yapıncada güzel yaparım hani :) Ben yemeğimi yaptım adam bayıldı tabiii.Ama gel gelelim bu yemeklerin devamlılığı yok.Hadi yemek konusunu geçtim.Sıra geldi çamaşırlara.Çamaşırların makinaya atılması için birikmesi lazım 1 haftada anca birikiyor.Adam yine isyeannnda neymiş sevdiği gömlekler yıkanmamış daha,neymiş yok yıkansada ütülenmek için zaten 1 hafta daha bekliyorlarmış.Banane arkadaşım kendin ütüle gömleğini dimi,ben senden eşyalarımı ütülemeni bekliyor muyum :) Adamın hakkını yemeyeceğim temizlikte yardım ediyor,yemek yaparken de arada yardım ediyor ama hep benden bekliyor tabi bir de buarada sürekli şikayet modunda orası neden böyle,bu neden orda...vs.En sonunda "İSYEANNN" bayrağını ben aldım tabi elime başladım "sen  beni bu eve hizmetçi diye mi aldın,neden herşeyi ben mi yapmak zorundayım,illa ütüyü,yemeği,temizliği bayanlar mı yapmak zorunda" dedim adam demez mi "Evet" diye ben daha da sinirlendim tabi."Öyle birşey yok efendim.Siz erkekler bunun arkasına sığınıyorsunuz.Yurtdışında ne adamlar var,çocuklarına da bakıyorlar,temizlikte yapıyorlar,alışverişte yapıyorlar"dedim ve işte beklenen standart cevap "Burası Türkiye ama." dedi benim adam ve ben pes ettim :)

Beyler,bayanlar hayatımız boyunca zaman zaman İSYEAANN dönemimiz muhakkak olucak ama bunlar hayatımızın tuzu biberi önemli olan bu isyeann dönemini hoş görüyle atlatmak.



HOŞÇA KALIN
SEVGİLER.

3 Şubat 2013 Pazar

Keyif

 
 
 
 
Gününüz aydın olsun efendim :) Cumartesi ve Pazar günlerinin günlük güneşlik olması ayrıca bir keyif veriyor insana değil mi.Ben Pazarları genelde 12-1 arasında kalkıyorum nasıl olsa benim adam çalışıyor diye :) Kalkıyorum kahvaltılık bişeyler almak için dışarı çıkıyorum biraz turladıktan sonra evin yolunu tutuyorum.Eve gelince kahvaltı soframı hazırlıyorum televizyonun karşısına geçiyorum,köşeme kuruluyorum  ve işteee en büyük keyfim...
 
 
 
 


Avrupa Yakası :)  Evet en büyük keyfim Avrupa Yakasını izlemek :)

Aranızda Pazar gününü çok sevenler olabilir ama ben hiç sevmiyorum.Çünkü hem benim adam çalışıyor hem de ertesi günü iş günü.Ama Avrupa yakasını kahvaltı yaparken izlemek kadar keyif verici bir şey yok.

Genelde Pazar günleri insanlar dışarı çıkar,gezerler,alışveriş yaparlar.Ama benn saat 12-1e kadar uyuyan biriyim hatta benim herif beni aramasa uyanmam 2yi bulur sanırım.Uyumayı o kadar çok seviyorum ki o yataktan kalkasım gelmiyor :) Kısacası miskin mi miskin bir tipim.Adam ise tam tersine Cumartesi tatil günlerinde bile en geç 10-10 buçuk gibi kalkıyor.Bir de Cuma akşamları diyor ki "yarın uyuyalım anasını satayım" ben de büyük bir sevinçle "oluuurrr" diyorum sonra gelen cümle "10 buçukta kalkarız" ve bende oluşan büyük bir hüsran :( Ama acısının Pazar günleri çıkarıyorum :)) Adam 10 buçuk gibi mesaj atıyor baktı ses yok 12 buçuk 1e doğru arıyor yoksa biliyor ki yataktan kazıyarak kaldırıcak beni :) Zaten kalkıyorum kahvaltı yapasıya kadar benim adam işten gelmiş oluyor.Adam ilk zamanlar benden bekliyordu ki Pazar günleri o yokken temizlik yaparım,geldiğinde yemekler hazır olur falan tabi o biraz yalan oldu :)) Çünkü Cuma akşamı temizliğimi yapıyorum,yemek desen adam geldiğinde soruyorum ne yer ona göre bişeyler yapıyorum.Tabi 4 ay geçince adam alıştı buna daha doğrusu bana :))) Bu Pazar gününde zamanınızdan fazla çalmadan size şimdiden iyi tatiller :)

Cumartesi ya da Pazar ne fark eder,
Gönüller bir olsun yeter.

Hepinize SEVGİLERRR :))

(Ayy kafiyeli mısralar mı yazdım ben :))) )

1 Şubat 2013 Cuma

Kromozomlar Genler Sarmallar



           Başlığım bilimsel bir yazı okuyacakmışsınız gibi bir hava versin istedim :))

Hepimiz 7-9 ay kadar analarımızın karnındayken asıl başımıza örülüyor hayatımızın çorabı.Nasıl mı? Buyrun :)

Kendimi bilmeye başladığımdan beri annem de babam da hatta ve hatta abim de benden azıcık şikayetçiler.Annem çocukken beni ekmek almaya yolladığında geç dönmemden hep şikayetçiydi :) Bunun sebebi babamın o genini almam diyorum kimseler inanmıyor :)) Babam bir yere gittiğinde erken gelmez ya da yarım saate ordayım der bir buçuk saat sonra gelir.Ama ne zaman ki ben bekleteyim babamı ohoo mesaj yağmurlarına gel :))) Babam çok rahattır,kolay kolay bir şeyi kafasına takmaz.Bişey söylersin tamam der bildiğini okur.Bu genimide babamdan almışım :) Büyüdüm koskoca kız oldum evlendim ya şimdi benim adam da benim bu huyumdan şikayetçi ama diyorum ki " N'apayım babama benzemişim,artık atsan atılmam,satsan satılmam aldın bir kere" :D tabi adam " tamam" der mi demez :)) Abimin annemin genlerini aldığını düşünüyorum :) Neye alındığını anlamazsını ama alınır ve kendinizi suçlu hissedersiniz.Annem de abim de böyle :) Abim çocukken bana bakarmış,annem temizlik yaparken ona yardım edermiş,giysi olarak yada kendi isteklerini söylemezmiş.İşte bunlar benim annemin genleri :) Kız çocuk olmak büyük sıkıntı oldu benim için çünkü beklenti fazla :)) yemek yapmak,temizlik yapmak,düzenli olmak,ev kızı olup dantel örmek...vs bu özellikleri taşımadığımdan şikayet konusu oluyorum tabi :) "Genlerim suçlu ben ne yapabilirim" dedim yıllarca ama dinletemedim.Şimdi sorsan babam benim gibi değil kesinlikle kabul etmiyor :) Diyorum ki "Baba sen de geç kalıyorsun niye ben geç kalınca kızıyorsun". Anne-Baba olmanın avantajlarını kullanıyorlar tabi "Ben keyfimden mi geç kalıyorum çalışyoruz sizin için,işlerimiz uzadı..." diye başlar :) Babam gençliğinde sosyal biriymiş gezermiş,eğlenirmiş,farklı şeyler yapmayı severmiş.Latin dansları kursuna gitmiş ama ben gitmek istiyorum dediğimde al sana yeni bir sorun :) Babam okul konusunda biraz kaytaran bir öğrenciymiş ama dersleri buna rağmen iyiymiş.Bende okul zamanımda böyleydim sınav zamanı biraz derslere bakan,dersi derste dinleyen bir öğrenciydim ve buna rağmen hiç zayıf not almadım.Üniversite hayatımda da azıcık bir uzama oldu bu da lise kısıtlı sosyal yaşantımızdan :)) Şunu da söylemeden geçemicem daha doğrusu sitemimi dile getirmeden geçemicem :)) okul uzatmak ayıp değil insanlar bunu söylemeye utanıyor ya da söyleyince ayıplıyorlar bakışlarıyla.Neden arkadaşım ya ben illa başarılı olmak zorundamıyım her dersimde ya da okul hayatımda.Okul hayatınızdaki başarı sizin ne kadar zeki ya da başarılı biri olduğunuzu kesinlikle göstermez.Bazı insanlar okuma konusunda başarılılardır,masterlarını yaparlar,okurlarda okurlar ve belli yerlere gelirler,bazıları yaratıcıdır,bazılarının ticari zekaları vardır,bazıları çok sosyaldir ve öyle bir yerlere gelirler ...vs Kısa soluklu sitemimizi ettikten sonra devam edelim :) Anneler babalar karakterlerini çocuklarında görmekten pek hoşlanmıyorlar sanırım  :) Tabi şöyle de birşey var çocuklarında gördükleri karakterleri anne babaların biraz daha gelişmiş karakterleri olabiliyor bunu da göz önünde bulundurmak lazım :)

Bugünkü notumuz :) Genlerimizle barışık olalım,çocuklarınızın sizin genlerinizi aldığını hatırlayarak yargılayalım :) Genlerimize sağlık.


SEVGİLER

31 Ocak 2013 Perşembe

Hayat

Hayat hayat dediğin nedir ki gülüm su gibi akıp geçen zaman :))

Hayat dediğimiz şey zamanı belli olmayan bir süreç.Biraz klasik olacak belki ama farklı engellerle sınanarak geçer bu hayat dediğimiz süreç ama şu var ki o engeller bizim yaşamamız için konulan amaçlar bence.Karşımıza çıkan sorunları aşmakla o kadar hızlı geçiyor ki hayat anlamıyoruz ne zaman çocuktuk,ne zaman büyüdük,ne zaman bir aile kurduk derken ne zaman karıştık toprağa...

Ayyyy çok mu karamsar başladım ikinci yazımda daha  :) Ama bu yazdıklarım lütfen içinizi karartmasın çünkü bunun sonuna eklemek istediğim asıl cümle şu "HAYATI DOYA DOYA YAŞAYALIM." Hayatı doya doya yaşayalım ki dolu dolu geçsin her anımız sorunlarımıza olduğumuzdan fazla takılmadan,fazla kafa yormadan.Yaşadığımız her andan keyif alalım.Belki aranızda yaşadıkları sorunlardan ya da sıkıntılardan dolayı "ne keyif alması" diyenler olabilir.Ama olduğumuz her duruma şükretmeliyiz diye düşünüyorum en kötü durumda bile olsak bence şükredilecek şeylerimiz vardır.Ayyy yine ciddi konuşmaya başladım :)

Yaşından daha genç yada daha yaşlı hisseden kaç kişi var aranızda? Sizce böyle hissetmenizin sebebi ne peki? Mesela ben 27 yaşındayım ama 20 gibi hissediyorum.Şimdi diyeceksiniz ki 27 ile 20 yaş arasında sanki ne kadar fark var ,ben şunu anladım ki aslında +25 ten sonra başlıyor asıl yaş farkı :) Tabii bir de böyle hissetmemin sebeplerinden biri de 18 yaşında olupta 23 gösteren genç,güzel,alımlı kızlar :) Anlamıyorum nasıl oluyorda hepsi manken gibi oluyorlar.Boylar en az 170ten başlıyor.Giyim tarzları,saçları ve makyajları yaşlarını inkar ediyor sanki.
Bence 25e kadar gayet genç hissediyorsunuz kendinizi bunun sebebi benim açımdan okuyor olmak ya da okul hayatımızın yeni bitmiş olması.Ne zaman ki iş hayatına atıldınız işte o zaman bilin ki geçliğinizi arkada bırakmaya başladınız.İş hayatına atıldığınızda yaşınız kaçsa işte o yaşta başlıyorsunuz gençliğinizi kaybetmeye.Okul hayatında olduğunuz kadar özgür olabildiğiniz bir iş hayatınız olamıyor malesef.Okulu asıp o bir kaç saatlik zamana neler sığdırıyorsunuz ama işi asma gibi bir şansınız yok sadece olan tatil günlerinizde gezebilirsiniz tabi tatil günlerinizde dinlenmeyi daha çok tercih etmiyorsanız :) Okul hayatınızdaki tek stres sınavlarınız ki onların bile tatlı bir heyecanı var kötü not alacağını bilseniz bile.Kopya çekmeye çalışmak ya da çekmek,okulda olan flörtleriniz,her yaşınızda yağtığınız size sonradan komik gelen o davranışlarınız,okulunuzu astığınızdaki heyecan işte bunlar gençlik.Peki ya iş hayatı oradaki heyecan ne olabilir sizi genç tutabilecek.Yeni projeler mi? Evet yeni bir şeyler yapmak,araştırmak ya da öğrenmek bunlar heyecan verici şeyler ama bizi genç tutabilecek şeyler mi sanmıyorum? Ayrıca hepimizin iş hayatı malesef yeni projeleri düşünmekle geçmiyor herkes iyi yerlerde iyi konumlarda işe başlayamıyor ya da öyle işlerde çalışamıyor.Bunların farklı sebepleri var okumamak,okuyamamak ve şans ya da kader mi demeli? Öyle yada böyle bir gerçek var ki o da iş hayatının sizin gençliğinizi elinizden alması.Ama bazı insanların yaşı kaç olursa olsun içindeki gençliği elinden alamıyorsunuz bu kişiler ne kadar azınlıkta olsada.İşte yine başa dönüyoruz bu kişilerin içindeki gençliğin yaşamasının tek sebebi bence "YAŞAMAYI SEVMELERİ,İNSANLARI SEVMELERİ" kısacası "SEVGİ".

Herkes  için tek dileğim "SEVGİ".Sevgi dediğimiz duygu zaten saygıyıda getirir.İnsanları sevmek,onlara,onların yaşamlarına saygı göstermek işte bu hepimizi mutlu eder ve mutlu edecek.

HAYATIMIZDAN SEVGİYİ EKSİK ETMEMEK DİLEĞİYLE.


SEVGİLER.

30 Ocak 2013 Çarşamba

İlk Adım

Merhabaaaaa :)

Bloga ilk adımım bu yüzde ilk yazımda saçmalarsam şimdiden kusuruma bakmayın lütfen :)

Her zaman ilk tanışmalarda ya da yeni oluşan ortamlarda insanların belli sorulardan sonra konuşmalara nereden başlayacağını bir türlü bilememesi ve belki birazda saçmalaması gibi olacak benim ilk yazıma başlamam :)Sanırım en kolay yolu seçip kendimi tanıtmakla işe başlamalıyım.

17 Mayıs 1986 da İzmir de doğdum.Bulgaristan göçmeniyiz.(Bulgaristan göçmenlerinden ayrıca bir ara  uzuuun bir şekilde bahsedeceğim :) ) Bir abim var burçlarımız ne kadar aynı da olsa karakterlerimiz zıt :) Annem 60 yaşında emekli torununa bakan bir babanne,babam ise 62 yaşında kendi işini kurmuş emekli olsada çalışmaktan vazgeçmeyen bir dede :) Ben ise babasının yanında çalışmasına rağmen iş arayan veee tam bugünden 4 ay önce evlenmiş  evin asi kızı  :) abimi unutuyordum o da babasının yanında çalışan,bir kızı ve eşiyle babasının üst katında oturan evin tek oğlu :)) Kısaca karakter analizlerimizi sunuyorum :   ))

Anne : Çocukları çok seven ama kızı onu öpmek sevmek istediğinde sürekli "git beni dinlemiyorsun sonra bana gıli gli yapıyorsun istemem" diyen ve devamında tüm şikayetlerini tekrarlayan sevimli,anaç,mütevazi,enfes yemekler yapan veee güzel mi güzel bir bayan :)

Baba : Gençliğinde birazcık asi bir karakter olup kızının ona azıcık benzemesinden dolayı sanırım kızından sürekli şikayet etsede anlayış gösteren bir bay.Yaratıcı biri,sakin hatta peygamber sabrını master degree yapmış,anlayışlı,Duman,Elvis Presley,Beatles ...vs kısaca rock,blues ve jazz seven,zamanında gitar çalmış yani gençliğini sosyal biri olarak geçirmiş,kendini her zaman geliştirmeyi seven,ruhu maceraperest bir bay :)

Abi : Çocukluk ve gençlik arasındaki zamanı kardeşine (bana) bakarak geçiren,kardeşini özel yemekleriyle büyütmüş,kardeşini Cengiz Kurtoğlu şarkılarıyla büyütmüş :)) , duygusal,azıcık ama azıcık alıngan bir bay :) birde karakter olarak annesine benzediğini düşündüğüm bir bay :)

Evin Kızı,Beeenn : Çocukluğunda genelde meşe oynayan,bebeklerini kızlara bırakıp erkeklerle oynayan,çocukken bisiklet sürmeyi beceremediğinden paten süren,çocukluğundan beri bir türlü annesinin istediği gibi bir kız evlat olamayan,evin asi karakteri olarak bilinen ve nasıl biri olduğunu zamanla öğreneceğiniz bir bayan :)


Ve  bir karakter daha :)

Eşim,Herif,Adam : Eveeett bu karakterle 15.10.11 tarihi itibariyle tanışmış bulunuyoruz,evlendikten 2 hafta sonra 1.yılımızı kutladık siz düşünün :)) abim gibi benim adamla da aynı burç olup bazı karakterlerimiz çok zıt :) ama pek sevdiğim bir bay.


Bu kısa karakter analizleriyle yazıma şimdilik burada son veriyorum en kısa sürede görüşmek üzere :)




İyi Geceler Baylar Bayanlar :)